Konya ve Ateşbâz-ı Velî

Konya ve Ateşbâz-ı Velî 

Derin tarihî geçmişi, nitelikli kültür ve medeniyet birikimi olan şehirler bugün hem tevarüs ettikleri hem de ürettikleri değerlerle varlıklarını güçlenerek devam ettirmektedirler. Bu anlamda Konya binyıllar boyunca bu hususiyetini geliştirerek günümüze ulaşmış, Selçuklu'ya başkentlik yapmış, Mevlevîliğin kurulduğu, geliştiği ve yönetildiği bir şehir olmuştur.

Konya, ticaret ve sanayi hamleleri yanında kültür ve turizm alanında da nitelikli çalışmalara, yatırımlara ve faaliyetlere imza atmakta, her geçen yıl marka değer üretme gayretini ortaya koymaktadır. Konya'nın gerçekleştirdiği ve bu yıl 12.si icra edilen “Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali”, “Uluslararası Dünya İnançları Fotoğraf Yarışması”, “Bin Nefes Bir Ses Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali”, “Kısaca Uluslararası Film Festivali” gibi çok sayıda sürdürülebilir marka değere “Ateşbâz-ı Velî  Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödülleri”ne sahip çıkmakla bir yenisini eklemiş olmasının mutluluğunu yaşıyoruz.

Mevlâna Dergâhının en mühim kısımlarından biri Matbah-ı Şerîf, en mühim şahsiyetlerinden biri de Ateşbâz-ı Velî ve temsil ettiği makamdır. Tam bir teslîmiyet makamı olan ve 1001 gün süren çile (manevî terbiye)'nin sevk ve idare edildiği Matbah-ı Şerîf'te  Ateşbâz-ı Velî'nin gözetiminde  yüzyıllar boyunca hem aş hem de gönüller pişirilmiştir.

Dünya'da türbesi olduğu bilinen tek “Ser-tabbâh” (Kazancı Dede, Aşçıbaşı) olan Ateşbâz-ı Velî adına 2010 yılından beri İstanbul'da düzenlenen “Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödülleri” programı çok manidar bir kararla geçen yıl ilk defa Konya'da yapılmıştır.  “Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödülleri” programı bundan böyle muhteva bakımından zenginleştirilip daha uzun bir zamana yayılarak Konya'da yapılan geleneksel nitelikli programlar arasında yerini alacaktır. 

Bu organizasyonu başlatan, bugünlere taşıyan Anadolu Halk Mutfağı Derneği'ne teşekkür ediyorum. Yarışmanın, bundan böyle aslî mekânı olan Konya'da gerçekleştirilmesi hususundaki iradeyi güçlendirmek ve sürdürülebilirliğini sağlayarak kurumsallaştırmak adına İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzce 2015 yılında Hz. Mevlâna ile ilgili projeler kapsamına alındığını memnuniyetle belirtmek isterim.


Mülkî idare, yerel yönetim ve ilmiye sınıfının sahiplendiği, Konya Valiliği ile birlikte Büyükşehir Belediyesi, Selçuk Üniversitesi, Meram Belediyesi ve Anadolu Halk Mutfağı Derneği'nin ortaklaşa tertip ettiği bu organizasyonun büyük bir başarıyla gerçekleştirileceğine yürekten inanıyorum. 

Her zaman olduğu gibi bu önemli kültür faaliyetine de sağladıkları destek sebebiyle Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Akyürek'e, Selçuk Üniversitesi Rektörü Sayın Prof.Dr. Hakkı Gökbel'e, Meram Belediye Başkanı Sayın Fatma Toru'ya ve Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Sayın Adnan Şahin'e teşekkür ediyorum.

Bu anlamlı faaliyette aday olan, ödül alan hepsi birbirinden kıymetli kurum, kuruluş ve şahısları tebrik ediyor, adaylar arasında değerlendirmelerde bulunarak önemli katkı sağlayan çok değerli Seçici Kurul üyelerine ve grafik tasarımdan organizasyona törenin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Konya'nın önemli marka değerlerinden biri olacak ve şehre katma değer sağlayacak olan bu törenin ismine izafe edilen Ateşbâz-ı Velî'yi ve Gönüller Sultanı Hz. Mevlâna'yı rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Hak berekâtını vere...

Muammer EROL  /  Konya Valisi

 

Ateşbâz Ocağında...

Çok önemli bir coğrafyada, jeopolitik değeri yanında bir toplanma, yön verme ve dağılma merkezi olan Konya, aynı zamanda kültür oluşturucu, sosyal hayatı düzenleyici ve medeniyet kurucu bir şehir olarak ülke ve dünya tarihinde her zaman müstesna bir yere sahip olmuştur.

Selçuklu'ya başkentlik yapan, Osmanlı Cihan Devletine yol ve yön veren, Cumhuriyetin kuruluşunda en büyük desteği sağlayan şehir olan Konya, bugün bütün dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu birlikte ve insanca yaşama kültürünün hayata geçirildiği müstesna bir şehirdir.

Konya Büyükşehir Belediyesi olarak yürütmekte olduğumuz temel belediyecilik hizmetleri yanında “sosyal ve kültürel” belediyeciliğe ayrı ve özel bir önem verdiğimizi ifade etmek isterim. Okul çağındaki çocuklara ve gençlere yönelik gerçekleştirdiğimiz  Medeniyet Okulu, Gençlik Merkezleri, Bilgi Merkezleri, Kütüphanelerle; yetişkinlere ve yaşlılara yönelik Hanımlar Lokalleri, Meslekî Eğitim Merkezleri, Sosyal Tesislerle; Mevlâna Kültür Vadisi kapsamında yaptığımız restorasyonlar, sokak sağlıklaştırma çalışmaları ve müzelerle hem sosyal ve kültürel alanda hizmet sunmaya hem de şehrin tarihî kimliğini ortaya çıkararak korumaya ve gelecek kuşaklara aktarmaya gayret ediyoruz.

Konya'da yetişen pek çok manevî şahsiyet, âlim ve fazıl bulunmakla birlikte Konya'dan başlayarak Anadolu coğrafyasına ve bütün dünyaya öğretilerini yayan Hz. Mevlâna, elbette Konya'nın en önemli manevî şahsiyeti olarak hem geçmişte hem de günümüzde tesirini artırarak sürdürmekte, insanlığa yol göstermeye devam etmektedir. 

Mevlevîliğin, toplum için her bakımdan nümûne teşkil edecek insan yetiştirme gayreti bir anlamda Ateşbâz-ı Velî ile temsil edilmiş, bu terbiye sorumluluğunu bu makam yerine getirmiştir. Âileyle birlikte Horasan'dan gelen, daha zayıf bir rivayete göre de Karaman'dan bu kutlu kafileye katılan Ateşbâz-ı Velî İzzeddin oğlu Yûsuf adına ayrı bir türbe yapılmış olması da bu makama verilen kıymetin bir tezahürüdür.

Ateşbâz-ı Velî adına 2010 yılından beri İstanbul'da düzenlenen “Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödülleri” programının 2014'te Konya'ya taşınması bu özel değere ve makama sahip çıkma anlayışının bir neticesidir. Bu organizasyonu başlatan, bugünlere taşıyan Anadolu Halk Mutfağı Derneği'ne teşekkür ediyorum. Bundan sonra Konya'da yıla yayılan faaliyetlerle Ateşbâz-ı Velî'yi anma, anlama ve anlatmaya çalışmanın gayreti içinde olacağız. 

Bu organizasyonun sekreterya hizmetlerini örnek bir işbirliği anlayışıyla yürüten İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, Meram Belediyesine, Selçuk Üniversitesine ve Anadolu Halk Mutfağı Derneğine şükranlarımı sunuyorum. 

Ülkemizin mutfak kültürü alanında en önemli faaliyetlerinden biri olan bu yarışmada aday gösterilen, ödül alan ve özel ödüle lâyık görülen bütün şahıs, kurum ve kuruluşları yürekten kutluyorum. Ayrıca yaptıkları değerlendirmelerle yarışmayı anlamlı kılan Seçici Kurul üyelerine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Konyamıza ve yemek kültürümüzün tanıtımına katkı sağlayacak olan  “Ateşbâz-ı Velî Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödülleri” vesilesiyle Gönüller Sultanı Hz. Mevlâna ile can dostu Ateşbâz-ı Velî'yi, himmetlerinin üzerimize olması niyazıyla rahmet ve şükranla anıyorum.

Tahir AKYÜREK   /  Konya Büyükşehir Belediye Başkanı  

 

Ateşbâz-ı Velî'ye Sahip Çıkmak

“Ateşbâz-ı Velî Mutfak ve Mutfak Kültürü” ödülleri adında bir yarışma düzenlenmesinden, böyle bir yarışmada dereceye girenlere ödüllerinin Konya'da veriliyor olmasından ziyadesiyle mutluyum. Aslına bakılacak olursa, başta kültürü yaşatan, bu kültür adına yarışan, yarışmaya ortam hazırlayan ve böyle bir kültüre tâbî olan herkesin insanlık adına ödüllendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bu kültür; sıradan bir mutfak kültürü değildir. Aynı zamanda sadece midelere ve beden sağlığına hizmet eden bir kültür de değildir.

Bu kültür ilhamını, âlemlere rahmet olarak gönderilen önderimiz Peygamberimizden (S.A.V.) alan ve onun yolunun tozu olmayı dahi şeref bilen, sevgi ve muhabbet erlerinin gönül yangınları adına attıkları ilk adımların merkezinde inşa edilmiş bir kültürdür.
Bu kültür; Mevlâ'mızın bize, insanlığa bahşettiği nimetlerin sevgiyle yoğrulduğu, aşkla pişirildiği ve edep ile paylaşıldığı bir makamın bizlere bıraktığı kutlu bir mirastır.

İşte bu mirasın baş mimarlarından olan Ateşbâz-ı Velî Hazretleri'nin adının aramızda anılıyor olması, matbah-ı şerîfinin tanınması, âdâb ve erkânının yaşatılmaya gayret edilmesi, hem Konyamız hem de insanlık adına ulvî bir zenginliktir.

Böyle bir zenginliğin yaşamasına, yaşatılmasına ve yaygınlaştırılmasına Meram Belediyesi olarak katkı sağlıyor olmaktan dolayı mutluyum, onurluyum.

Emeği geçen tüm taraflara şahsım ve belediyemiz adına şükranlarımı sunuyor; yarışmada ödül alanları tebrik ediyor, aşın ve aşkın da piştiği, gönüllerin bu aşkınlıkla yandığı güzel nice organizasyonlarda bir araya gelebilmeyi Allah'tan diliyorum.

Fatma TORU  /  Meram Belediye Başkanı

 

Ateşbâz-ı Velî ve Mutfak Kültürü 

Büyük mutasavvıf Hz. Mevlâna’nın tarihe mal olmuş baş aşçısı Ateşbâz-ı Velî adına geçtiğimiz yıl Ekim ayında Konya’da ilk kez gerçekleştirdiğimiz “Ateşbâz-ı Velî Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödül Töreni”ni ikinci defa Konya’da düzenlemenin haklı gururunu yaşıyoruz.

Bir terbiye ve eğitim makamı olan Mevlevîhane mutfağında “aş”ı, “aşk” ile yoğuran kişi olan Ateşbâz-ı Velî, unvanı gibi makam ve vazifesi de bütün Mevlevîhanelerde yüzyıllarca devam eden söz ve karar sahibi yüce bir şahsiyettir. Bu açıdan bakıldığında onu sadece aşçı olarak görmek ve anlamak yanlıştır. Ateşbâz her şeyden öte yüzyılları aşan bir geleneği ve saygıyı ifade eder. Ateşbâz-ı Velî gibi değerlerimizin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayarak sosyal sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmek görevimizdir. Yemek kültürümüzün giderek erozyona uğradığı günümüzde zengin mutfak kültürümüzü bu gibi etkinliklerle yeni nesillere aktarmayı amaçlıyoruz. Ödüllerin buna vesile olacağına inanıyorum.

Böylesine anlamlı ve özel bir etkinlikte yer almaktan şahsım ve üniversitem adına büyük mutluluk duyduğumu, organizasyona emek veren bütün kişi, kurum ve kuruluşlara müteşekkir olduğumu ifade etmek isterim. Eminim ki geçen yıl ocağına dönen Ateşbâz, önümüzdeki yıllarda da ocağının başında kalmaya devam edecek, Selçuklu Başkenti ve Hz. Mevlâna Diyarı Konya bu önemli organizasyona ev sahipliğini en iyi şekilde sürdürecektir.

Ödül alsın ya da almasın, ödül törenine katılan aday, kurum ve kuruluşları en kalbî duygularla tebrik ediyorum.

Prof. Dr. Hakkı GÖKBEL  /  Selçuk Üniversitesi Rektörü

 

Anadolu Mutfak Kültürü ve Ateşbâz-ı Velî

Anadolu coğrafyasına ve bu coğrafyada yetişmiş şahsiyetlere  yapılabilecek en büyük haksızlık, nostalji duygularını körükleme, “Nerede o eski günler...” edebiyatı yapma, hayıflanma, iç çekme olsa gerektir. Yaşanmış, bir daha yaşanma olanağı bulunmayanlara vurgu, mazide yaşama ya da yaratılan bir Anadolu  imajına göre fetişleştirme… 

Günü algılayamayan geçmiş severler, değişimi yaratanları “diğerleri” olarak tanımlayarak “Anadolu bitti” edebiyatı yapıyorlar. Oysa bugün önemli olan geçmişe ağıt yakmak yerine, bize kalanlara sahip çıkmak, Anadolu'nun dünü ile bugününü buluşturmak, geçmişin değerlerini ve güzelliklerini geleceğe taşımak. Bu nedenle Anadolu'yu  bir bütün olarak tanımamız ve algılamamız gerekli. 

Anadolu'yu tanımanın en iyi yolu onun şehirlerinde, tarlalarında, dağlarında, sokaklarında kaybolmaktır. Anadolu'yu adım adım, köşe bucak dolaşmak,  koklamak,  solumaktır. Her yönüyle  tadına varmak, keyfini çıkarmak ve bu coğrafyanın yetiştirdiği şahsiyetlerin yazdıklarına, söylediklerine kulak vermektir. Özetle insan, kültür ve mekân ilişkilerini algılama bilincini geliştirmektir.

Abdülhak Şinasi Hisar: “Gündelik işlerin ağırlığı ile yorulan zihinler daha ilkel eğlencelere düşkün oluyorlar; hayatın çabukluğu insanları bir bakıma dikkatsizliğe iteliyor; sinema insanları tadılması kolay beğenilere dadandırıyor; gazeteler okurları son derece hafif bir edebiyata, yüzeysel bir meraka alıştırıyor; edebiyat kutsal aşamasından eğlence derecesine iniyor; hatta eskiden kutsal sayılan tarihin bile, yüksek bilimsel aşamasından inerek, romanlaştığını ve eskiden bin güçlükle yazılan tarihî hayatların şimdi pek kolaylıkla romanlaştırıldığını görüyoruz...” sözleri ile nasıl bugünlere işaret ediyor değil mi. 

Bugün sadece karın doyurmak adına yemek yiyenlere de;  mutfak kültürünü dar kalıplar içinde düşünenlere de bir başka açıdan  seslenmiyor mu sizce? Hal böyle iken önemini hiç bir zaman yitirmeyen Anadolu'dan  binlerce yıldır  lezzet fısıltıları yayılmış dünyaya ve bu lezzet fısıltıları içinde yaşayanlar, Anadolu'nun  nimetlerinden alabildiğine yararlanmasını bilmişler. Bu perspektif ışığında ve  günümüzün yoğun  rekabete dayalı, etik kurallardan uzak  ortamında, kurum, kuruluş ya da kişilerin sürdürülebilir başarısı ve bulundukları ülkenin değerlerine  katkısı  büyük ölçüde vizyonları ve performanslarına bağlıdır.  

“Ateşbâz-ı Velî Mutfak ve Mutfak Kültürü Ödülleri”nin amacı, kendi topraklarının varlığına  değer veren; bu değerleri ulusal ve uluslararası platformlarda  hak ettiği yerlere ulaştırma çabasını  katma değeri yüksek  proje,  ürün ve süreçlerle kanıtlayan ve  uluslararası platformlarda  sürdürülebilir rekabet avantajına ulaşan başarı  örneklerinin ödüllendirilmesi, bu tür yaklaşımların yaygınlaştırılması yoluyla Türk Mutfağının bilinirliğinin  artırıl-ması Türk Mutfak algısının her anlamda  öne çıkartılması  olarak özetlenebilir...

Adnan ŞAHİN  /  Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı